Archive for the Category ◊ yoga ◊

Author: admin
Cumartesi, Kasım 08th, 2008
Katagorisi: yoga |  Etiketler: , | Yorum Yaz

* Stres, yorgunluk ve her türlü gerilimden sıyrılmayı sağlar

* Sırt, göğüs, omuz, bel ve karın kasları hamilelikte ve sonrasında çok önemlidir.Bu bölgelerin güçlenmesini sağlar.

* Hamilelik nedeniyle değişime uğrayan vücut duruşunu yani postürü düzeltir. Ki pek çok insanın vücut duruşu hamile olmadan da hatalı olabilmektedir ve bunun en büyük sebebi egzersiz eksikliği, yanlış yaşam alışkanlıkları, ergonomik olamayan oturuş, duruş ve yatış şekilleridir. Sinirsel gerilimler de vücut duruşunu bozacak şekilde kasları kasmaktadır.

* Hamilelikteki bulantılar, sindirim bozuklukları, kabızlık, ödem, baş ağrısı, dolaşım bozuklukları gibi problemler düzenli yoga ve hareketlerle çözüme ulaşabilecek veya en aza inecektir.

* Vücudun doğuma hazırlanabilmesini, daha güçlü ama daha esnek olabilmesini sağlar.

* Krampları azaltır.

* Bel ve kuyruk sokumu ağrılarını giderir.

* Bacakların güçlenmesini sağlar ki bu da pelvis ve omurgayı hizada tutmaya yarar, bacakların ve kalçanın güçlü olması duruşu etkileyerek bele ve alt sırta binen yükü önemli ölçüde azaltır.

* Hamilelik sırasında siyatik sinirine olan basınç artabilir ve ağrıya sebep olabilir. Diz arka kirişlerinin esnetilmesi siyatiğe iyi gelir. Yoga hareketleri bu esnemeyi sağlar .

Jale Dural

Author: admin
Cumartesi, Kasım 08th, 2008
Katagorisi: yoga |  Yorum Yaz

Hamile olmayan birisinin yaptığı yoga hareketleriyle hamile birisinin yaptığı yoga hareketleri arasında fark var mıdır?

Temeldeki hareketler hamilelikte yapılabilir. Ancak bazı dikkat edilmesi gereken noktalar vardır:

  • Hamilelik her kadın için ayrı gelişimleri beraberinde getirir, bu nedenle birinin rahatlıkla yapabildiği bir hareket bir başkası için aşırı gerilmeye veya kasılmaya sebep olabilir. Bu nedenle her hareketi yaparken kişi kendini gözlemlemeli, hissetmeli, tartmalıdır ve zorlandığı hissettiği hareketlere sınır getirebilmeli, kontrol edebilmelidir. Hamilelikte salgılanan RELAKSİN hormonu vücuttaki bağları gevşeten yumuşatan bir hormondur. Bu esneklikten hamilelikte yararımıza yönelik faydalanmak gerekir.
  • İlk 3 ay ayakta duruş ve denge hareketlerini abartmamakta fayda vardır. Baş dönmesi , denge kaybı vb. tehlikeli durumlar olabilir.
  • Hareketler yani asanaları uygularken hareketlerin içinde kalış süresini uzatmamak lazımdır, mümkün olduğunca yumuşak geçişler halinde devinimleri kullanmak daha yaralı olacaktır.
  • Sandalye, duvar, blok vb. destek gereçleri, yastık, top vb. dolgu malzemeleri kullanılmalıdır.
  • Aşırı germelerden kaçınılmalıdır.
  • Amaç omurgayı açmak, omurların arasını rahatlatmak olmalıdır. Bu nedenle bükülme hareketlerini yaparken hamile olmayan biri gibi davranmak doğru değildir.. Fetusun ezilmeyeceği şekilde omurgayı üst sırttan boyuna doğru bükülme şeklinde açmak daha faydalı olacaktır. Bu bel bölgesindeki omurlarda da rahatlamaya sebep olur.
  • Egzersiz sırasında ilk trimestirden sonra sırt üstü pozisyonlarda kalış süresini kısa tutmakta fayda vardır. Uzun kalışlar söz konusu olduğunda sırtı eğimli bir hale getirecek yastıklardan veya rulolardan faydalanmak iyi olur.
  • Ters duruşlar, hamilelik öncesinde ileri düzey yoga yapanların uygulayabileceği duruşlar olup, gebelik ilerledikçe özellikle 7. aydan sonra rahatsızlık verecektir.
  • Öne eğilmelerde belden değil kalçadan eğilmeye çalışmak gerekir.
  • Arkaya esnemelerde karnı fazla germemek lazımdır.
  • Dinlenme pozisyonlarında yan yatmak gerekir ve karın büyüdükçe, yan yatışlarda üstte kalan bacağın dizinin altına yastık, top gibi destek koymak faydalı olur.
  • Bükülme hareketlerini bel-karın hizasından değil, kürek kemikleri hizasından , sırttan yapmak doğru olacaktır.
  • Yoga sırasında yorgunluk duyulduğu anda bırakılıp dinlenilmelidir. Yogadaki amaç yormak değil, enerji vermek, dinlenmiş bir ruh ve beden sağlamaktır.

Jale Dural

Author: T-Yazar
Cumartesi, Ekim 25th, 2008

ÖLÜ YATISI

Yere rahat edebileceginiz ince bir minder serin ve üzerine sirtüstü yatin. Bacaklarinizi mümkün oldugu kadar yanlara ayirin. Fakat kendinizi germemeniz gerekir. Bu hareketin amaci rahatlamaktir. Ellerinizi vücudunuzun her iki tarafina, yakl. 25 cm. mesafe birakarak koyun. Avuç içleri yukari bakmali. Ayaklarinizi yanlara dogru birakin. Gözlerinizi kapatip, nefesinize konsantre olun.

OMUZ DURUSU

Bacaklarinizi kapatin. Ellerinizi bedeninizin yanina alin. Avuç içleri bu sefer yere bakmali. Nefes alin ve bacaklarinizi havaya kaldirin. Bunu yaparken, ellerinizle yerden kuvvet almalisiniz. Kalçalarinizi kaldirin ve ellerinizle sirtinizi destekleyin. Bacaklarinizi dik tutun ve çenenizi gögsünüze dayamaya çalisin. Bu esnada yavasça derin nefes alin. Durabildiginiz kadar bu pozisyonda bekleyin. Tekrar yere yatacaginiz zaman, vücudunuzu yavas yavas indirin. Sakin ani hareketler yapmayin.

SABAN DURUSU

Bu hareketi direkt “omuz durusu”ndan sonra yapabilirsiniz. Bacaklarinizin gergin olmasina dikkat edin. Bacaklarinizi basinizin arkasina, ayaklariniz yere degene kadar, uzatin. Ayak parmaklarinizi mümkün oldugu kadar basinizdan uzaklastirmaya ve topuklarinizi yere dogru bastirmaya çalisin. Kollariniz, sirtinizin arkasinda yere dayali olmalidir. Derin nefes alip verin.

BALIK DURUSU

Bu hareket 2. ve 3. duruslara zit oldugundan, bunu bu duruslarin arkasindan yapmalisiniz. Yere yatin, ayaklarinizi kapali tutun. Ayak parmaklariniz havaya bakmali. Ellerinizi kalçalarinizin altina alin. Dirsekleriniz mümkün oldugu kadar birbirine yakin durmali. Derin nefes alin ve ayni anda basinizi ve
vücudunuzun üst kismini hafifçe kaldirin. Simdi ensenizi, basiniz yere degene kadar, arkaya dogru uzatin. Nefesinizi verin ve derince tekrar alin. Bu hareketi yaparken, bacaklarinizin rahat olmasina dikkat etmelisiniz. Hareketi basladiginiz ters siraya göre bitirin. Yani önce ensenizi tekrar öne dogru alin, sonra basinizi.

BACAK – DIZ DURUSU

Yere oturun ve bacaklarinizi uzatin. Ayak parmaklariniz havaya bakmali. Nefes alin ve üst bedeninizi öne dogru uzatin. Sirtinizin düz olmasina dikkat edin. Ayaklarinizi tutun, fakat bunun için kendinizi kesinlikle germeyin. Rahat olmalisiniz. Simdi çenenizi dizlerinize dogru indirin. Fakat bunu yaparken,
dizlerinizi sakin bükmeyin.

EGIK DURUS

Bu hareket,Bacak-Diz Durusu’na karsilik gelen durustur.

Bacaklariniz kapali bir sekilde yere dik olarak oturun. Ellerinizi sirtinizin arkasinda kuvvetli bir sekilde yere dayayin ve kalçanizi kaldirin. Ayaklariniz düz bir sekilde minderin üzerinde olmalidir. Bacaklarinizi bükmeyin ve basinizi arkaya dogru düsürün. Birkaç kez derin nefes alip verin.

KOBRA DURUSU

Yere, karninizin üzerine yatin. Ellerinizi omuzlarinizin altinda tutun. Alninizi yere dayayin. Derin nefes alin ve önce basinizi ve gögsünüzü daha sonra ise ellerinizi kaldirin. Bu hareketi yaparken, omuzlarinizi yukari çekmemeye gayret gösterin. Bu pozisyonda bekleyin, nefesinizi geri verin ve tekrar ilk halinize geri dönün. Tekrar derin nefes alin ve sirt kaslarinizla kendinizi mümkün oldugu
kadar yukari kaldirin. Sakin ellerinizle kuvvet almayin. Bu pozisyonda kalarak iki – üç kez derin nefes alip verin. Sonra tekrar ilk halinize dönün.

YAY DURUSU

Karninizin üzerine yatin, alniniz yere dayanmali. Derin nefes alin ve bu esnada dizlerinizi arkaya dogru bükün. Ellerinizle ayak bileklerinizi tutun. Nefesinizi geri verin. Tekrar derin nefes alin ve basinizi ve gögsünüzü geriye dogru kaldirin. Ayni andi bacaklarinizin üst kismini yukari kaldirin. Nefesinizi verin. Bu pozisyonda durarak 3 kez derin nefes alip verin.

YAN OTURUS

Yere dik oturun ve bacaklarinizi uzatin. Sag bacaginizi sol dizinizin üzerine atin. Sonra basinizi ve sag omzunuzu mümkün oldugu kadar sag tarafa çevirin. Bu hareketi yaparken sag kolunuz ile yerden destek alin ve sol dirseginizle distan sag dizinize bastirin. Omuzlariniz ve sirtiniz dik olmali.

ÜÇGEN DURUSU

Dik durun ve bacaklarinizi yakl. 1 metre ayirin. Sag ayaginiz tamamen, sol ayaginiz ise hafifçe sag tarafa bakmali. Sag kolunuzu yana dogru omuz hizasina kadar kaldirin. Sol kolunuzu ise havaya dogru dimdik kaldirin.

Derin nefes alin ve nefesinizi yavasça verin. Nefes alip verirken ise saga dogru egilin. Sag kolunuz sag bacaginiza paralel uzanmali ve elinizle ayaginiza dokunabilmelisiniz. Tavana bakin ve bir süre böyle durun.

EL – AYAK DURUSU

Dik durun ve ayaklarinizi birlestirin. Derin nefes alin ve kollarinizi basinizin üzerine getirin. Esniyormus gibi kendinizi gerin. Nefesinizi verin ve öne dogru egilin. Elleriniz öne dogru uzanmali ve sirtiniz kesinlikle dik durmali. Simdi inebildiginiz kadar asagi dogru egilin ve ellerinizle ayak bileklerinizi sarin. Basinizi baldir kemiginize kadar çekmeye çalisin. Derin nefes alin. Bu
pozisyonda bir süre durun

AGAÇ DURUSU

Dik durun. Bir bacaginizi bükün ve ayaginizi diger bacaginizin üst kismina dayayin. Avuç içlerinizi birlestirin ve bu sekilde kalarak kollarinizi basinizin üzerine getirin. Derin nefes alin ve dengenizi korumaya çalisin. Eger yapabiliyorsaniz, gözlerinizi kapatabilirsiniz

Author: admin
Cumartesi, Ekim 25th, 2008
Katagorisi: Diyet, yoga |  Etiketler: , , | Yorum Yaz

Vejetaryen beslenmede başlıca sorulan soru, protein ihtiyacının nasıl karşılanacağıdır. Bu nedenle, sizlerle bu konu hakkında bildiğim bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.

Protein nedir? Protein gereksinimimizi 22 amino asit karşılar, bu amino asitlerin 8 tanesi bedenimiz tarafından yapılamaz, bu nedenle bedenimiz bunları dışarıdan almalıdır. Bedenimiz tam bir protein sentezi yapabilmek için, tüm amino asitleri aynı anda (yani aynı günde ve genel görüşe göre aynı öğünde) almalıdır.
Burada püf nokta şudur:
Beden tüm amino asitleri aynı anda alsa bile, proteinin beden tarafından emilmesi bedende bulunan en düşük amino asit oranında olur. Yani, bedende 21 amino asitten bol miktarda bulunsa bile, bir amino asitten az miktarda varsa, beden geri kalan 21 amino asiti de ancak elde az olan miktardaki amino asit kadar kullanabilmekte, gerisini kullanamamaktadır.

Bitkisel proteinlerde yukarıda bahsedilen 8 gerekli amino asitlerin biri genelde noksandır (ya da çok az mitarda bulunur), bu nedenle, beden protein sentezini tam yapamamakta, ya da bitkisel proteinden bol bol aldığınız halde, bir porsiyon etin yerini tutmamaktadır. İşte, etin yüksek kalite, bitkisel proteinin ise düşük kalite olduğunu söyleyen çevreler, aslında bunu kast etmektedirler.

Ancak bununla baş etmenin elbetteki yolu vardır: Bu da, besin birleştirmesidir. Bitkisel protein bulunan besinleri aynı öğünde yiyerek, bir besinde bulunan amino asit eksikliği diğer besindeki amino asit ile tamamlanabilmektedir.

Aşağıdaki listede ete eşdeğer protein alabilmeniz için birleştirebileceğiniz besinlerinin listesini bulabilirsiniz:

1. Tahıllar ve kuru bakliyat: Nohut ve pilav, kuru fasulye ve pilav gibi geleneksel yemeklerimiz bu birleştirmenin en güzel örnekleridir. Aynı şekilde, bakliyatın yanında yenilecek ekmek de ete eşdeğer proteinin bedenimizce emilmesini sağlayacaktır.

2. Tahıllar ve Süt ürünleri: Sabah yenilen bir tabak sütlü mısır gevreği, yoğurtlu veya sütlü müsli, peynirli sandviç, üzerine peynir serpilmiş makarna örnek olarak verilebilir.

3. Kuru bakliyat ve yağlı bitkiler (tohumlar): Humus(nohut ve tahin (susam ezmesi) ile yapılır) örnek olarak verilebilir.

Bu genel ayrımın haricinde, ekmekle yenilen fıstık ezmesi, ekmekle yenilen susam (tahin), pilava konulan susam, susamlı ya da cevizli ekmek de ete eşdeğer protein kaynaklarıdır.

Yukarıda verilen tahıl, bakliyat gibi tanımların hangi besinleri içerdiğine bakmak isteyenler aşağıdaki örneklere göz atabilirler:
Tahıllar: Buğday, çavdar, arpa, akdarı, yulaf, pirinç, mısır vb.
Kuru bakliyat: Fasulye, bezelye, nohut, mercimek vb.
Yağlı bitkiler (tohumlar): Yer fıstığı, kabak çekirdeği, susam, badem, fındık vb.
Süt ürünleri: Peynir, süt tozu, süt, yoğurt vb.



Lakto-ova vejetaryenlerin yediği ve 8 amino asitin tamamına sahip olan ürünler;
-peynir,
-süt,
-yumurta,
-soya fasulyesidir.
Yani bu ürünler, tek başlarına tüketildiklerinde bile eşsiz birer protein kaynağıdır.



Günlük protein gereksinimimiz ortalama olarak kilomuza endekslenerek bulunur. Amerikan bilim çevrelerine göre beden kilosu başına gerekli günlük protein 0.5gr’dır. Yani, 60 kilo ağırlığıdaki bir kişi, günlük 30 gr. protein almalıdır. Bu ihtiyacımızı nasıl karşılayabileceğimizi görmek için aşağıdaki karşılaştırmalı tabloya bakalım:

100 gr. besin Protein değeri
Yumurta 13
Gravyer peyniri 29
Buğday 10.5
Soya fasulyesi 37
Mercimek 24
Fasulye 19
Kuru badem 20
Fındık 14

Buna karşılık, ette bulunan protein değerlerine de -sadece karşılaştırma amacıyla- bir göz atalım:

100 gr. besin Protein değeri
Sığır/koyun eti 17
Karaciğer 20

Author: admin
Cumartesi, Ekim 25th, 2008
Katagorisi: yoga |  Etiketler: , , | Yorum Yaz

Dharma Yayınlarından Mart 2001 tarihinde çıkan (Kundalini) Yoga kitabını hepiniz kitapevlerinde görmüşsünüzdür; İnsanın Sekiz Yeteneği - Yoga Sayesinde İçsel Huzurunuzu Kazanmanın Yolu isimli Gurmukh Kaur Khalsa’nın yazdığı kitabı…Okuyanlarınız bilirler, kitapta, Gurmukh, kendi evinde verdiği Yoga derslerini nasıl bir merkeze taşıdığını ve her Yoga çalışmasından sonra geleneksel hale gelen Yogi Çayı ve kurabiye servisini Merkezde de devam ettirmesi için öğrencilerinden gelen talepleri anlatır.

İşte bu çayın tarifine, Gurmukh’un Yoga Merkezi olan Golden Bridge’in resmi web sitesinde rastladım, sizinle paylaşmadan da edemedim.

Keyifli çaylar…



  • 13 litre su
  • 1/2 fincan kakule tohumu
  • 1/3 fincan karanfil
  • 300 gr ince doğranmış zencefil kökü
  • 15 adet tarçın kabuğu
  • 4 adet siyah çay poşeti
  • 4 lt süt

Suyu kaynatın, karanfilleri ekleyerek bir iki dakika tıkırdatın. Kakule tohumunu, zencefil kökünü ve tarçını ekleyin ve üstünü kapatarak en az 45 dakika demleyin. Siyah çayı ve sütü ekleyin ve kaynama noktasına gelir gelmez hemen ateşten alın. Baharatların dibe çökmesi ve çayın tadının oturması için soğumasına izin vermeden bir süre bekletin ve servis edin.

Tatlı sevenlerdenseniz, çayınızı bal veya pekmezle (Gurmukh’un önerisi Akçaağaç Pekmezi) tatlandırabilirsiniz.